Haber Detayı
25 Kasım 2019 - Pazartesi 10:35
 
Kanser Önlenebilir Mi?
Evet, eğer yediğinize, içtiğinize, aktivite düzeyinize, uyku kaliteniz ve de stres yönetiminize dikkat edersiniz kanserlerin pek çoğunu önlemeniz mümkündür. Biliniz ki kanserde genetiğin rolü yüzde 15-20’yi geçmez.
SAĞLIK Haberi
Kanser Önlenebilir Mi?

Kanser önlenebilir mi?
Kanser önlenebilir mi?

 

Evet, eğer yediğinize, içtiğinize, aktivite düzeyinize, uyku kaliteniz ve de stres yönetiminize dikkat edersiniz kanserlerin pek çoğunu önlemeniz mümkündür. Biliniz ki kanserde genetiğin rolü yüzde 15-20’yi geçmez.

Daha da önemlisi o genetik faktörü, doğru yaşam tarzı değişimleri ile yöneterek neredeyse sıfırlamanız mümkün olabiliyor. Yaşamınıza bu 4 değişimi ekleyerek kansere yol vermemeyi siz de hedefleyin. Denemeye değmez mi?

 

 

İŞTE FREN

Zerdeçal kanserlerin her türlüsünde etkili bir baharat. Ama söz konusu kalın bağırsak kanseri olduğunda faydası adeta zirve yapıyor. Kanserin başlangıç aşaması olan, yani yuvasını teşkil eden ilk dokusal değişiklikleri de kansere öncülük eden ve polip olarak bilinen prekanseröz oluşumları da düzenli zerdeçal tüketimi ile kontrol altına almanız mümkün olabiliyor. Hatta zerdeçalın kansere dönüşmüş poliplerde bile kanserin oluşumunu durdurabileceğini gösteren bulgulara rastlanmış. Kısacası zerdeçalın kanserden korunmadaki öneminin üzerinde biraz daha dikkatle durmanızda fayda var.

KALIN BAĞIRSAK İÇİN 10 ÖNERİ

Daha çok zerdeçal ve daha sık sebze, meyve, tahıl tüketip daha çok posa yüklemek kalınbağırsaklarınızı sevindirecek, kanser meselesine daha en baştan ‘dur’ diyecektir.

Kalsiyum ve folik asitten zengin yeşil yapraklı sebzelerle beslenmek korunma gücünüzü daha da arttıracaktır.

Betakarotenden zengin sarı renkli, likopen ve antosiyaninlerden zengin kırmızı ve mor/siyah renkli sebze ve meyveler ise riskinizi ciddi biçimde düşürecektir.

Alkolü ve sigarayı bırakmanın da kanser riskinizi azaltacağını bir kenara not edin.

Menopoz döneminde östrojen desteği kullanmayan kadınlarda kolon kanseri riski azalıyor, kilo sorunu olmayanlarda da risk oldukça düşük bulunuyor. Bu bilgi de önemli bir ayrıntı.

Kırmızı eti fazlaca özellikle yanmış tüketmenin riski arttırdığı ileri sürülüyor. Özellikle yağda kızarmış, yanmış kırmızı eti fazla tüketmekten ve salam, sosis vb işlenmiş et ürünlerinden uzak durun.

Ateşle doğrudan temas etmiş, yanmış, kömür dumanına fazlaca maruz kalmış –mangal ve barbekü partilerine dikkat edin- etlerin daha da riskli olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Kırmızı etle birlikte bol miktarda yeşil sebze tüketmenin riskinizi azaltabileceği aklınızda olsun.

Düzenli yoğurt tüketiminin riskinizi azaltabileceğini de bir kenara not edin.

Probiyotik yiyecek ve içeceklerden (turşu, kefir gibi) zengin beslenmek de kolon kanserinden korunmada faydalı bulunuyor.

HANGİSİ

Nohuttan vazgeçmeyin ama önceliğinizi kuru fasulyeye verin. Tamam, kabul ediyorum, pişirmesi biraz daha uzun. Tamam, haklısınız “gaz meselesi” de var. Ama ikisinin de çözümü mümkün. İsterseniz önce gaz sorununun nasıl çözüleceğini anlatalım. Pişirmeden önce fasulyeleri suda bekletin. Daha sonra bir güzel yıkayıp iki üç dakika yeniden kaynatın. Takiben ateşi kapatıp birkaç saat aynı suda bekletin. O suyu dökün. Üzerine yeniden temiz su ekleyip pişirmeye devam edin. Pişirme süresini kısa tutmak içinse düdüklü tencereyi tercih edin. Gelelim “fasulyenin nimetlerine”... Öncelikle protein içeriği yüksek. Bir bardak fasulyede ortalama 15 grama yakın protein var. Fasulye proteininin bir özelliği de “lizin” adı verilen aminoasitten zengin olması. Lisin de sitrulin gibi “karnitin” üretiminde kullanılan bir aminoasit. Fasulyede bol miktarda B vitamini, en çok da folik asit var. Magnezyumu, demiri, potasyumu da bol. Posa miktarı çok yüksek, 100 gramında yaklaşık 5-6 gram (günlük ihtiyacın dörtte biri kadar) posa var. Nohuda oranla daha az nişasta, daha çok protein, daha fazla değerli aminoasit (lizin), posa, vitamin ve minerali var. “Üstüne biraz da antioksidan alayım” diyorsanız beyaz değil, siyah veya kırmızı fasulyeyi tercih edin.

 

 

KAZANANI YOK

Bazı yarışlar vardır ki onun kazananı olmaz. Sanırım soğanla sarmısağın yarıştırılması da böyle bir şey. Zira ikisi de çok değerli besinler. İkisi de müthiş lezzetler. Yine de sağlık yararları dikkate alınırsa sarmısak bir tık öne geçebilir. Sarmısaktaki “allisin” maddesi eşi bulunmaz bir madde. İkisi de güçlü birer doğal antibiyotik ama sarmısağın gücü o kadar fazla ki... Zaten bu nedenle “Rus antibiyotiği” olarak da tanımlanmış. Gelin biz yine de soğandaki “kuvarsetin”in de hakkını verelim. Zira o da müthiş bir antioksidan güç. Özetle ikisi de değerli, mükemmel besinler. Kararı ben değil siz verin!

Kaynak: (NTV) - NTV Editör: Son Haber Kıbrıs
Yorumlar
Haber Yazılımı