Piyasalarda kritik değişim: Petrol yükselirken altın ve gümüş neden zayıflıyor?

Savaşın etkisindeki piyasalarda yön arayışı devam ediyor. Savaşın seyrine ilişkin haber akışları ve petrol fiyatları önemli referans noktaları. ABD Başkanı Trump’ın ‘savaşın sonuna yaklaştık’ açıklamasına olumlu tepki geldi. Borsalarda alım, petrol fiyatlarında düşüş, altın ve gümüş fiyatlarında ise yükseliş görülmüştü. Fakat savaşın şiddetinde bir azalma ve taraflar arasında bir yumuşama olmaması, petrol fiyatlarındaki düşüşün yerini yükselişe bırakması piyasaları tekrar gerdi. Bununla birlikte savaşa ve petrol fiyatlarına son günlerde bir parça duyarsızlık var. Bunu biraz da piyasaların savaşın yakında bitebileceğine ikna olmaya başlaması diye okumak yerinde olacak. Borsalardaki geri çekilmelerde gelen alımlarla daha çabuk toparlanma gözleniyor. Henüz savaşın ne zaman biteceğine dair bir takvim veya yol haritası da belirginleşmiş değil. Bu açıdan dalgalı seyrin devamı beklenebilir.
ALTININ CAZİBESİ AZALDI
Borsa İstanbul’da sert düşüşlere alımların gelmesi olumlu. Altın ve gümüşün ise geçtiğimiz aylardaki cazibesi azaldı. Güvenli liman ihtiyacının en fazla artması gereken savaş ortamında dahi zirve seviyelerinin gerisinde kalması yatırımcılarda tereddüte neden oldu. Fiyatı arz ve talep belirler. Arz tarafında fazlaca bir değişim olmayacağına göre, savaş nedeniyle fiyat artışlarının satış fırsatı olarak görülüyor sonucunu çıkarmak mümkün. Diğer bir güvenli liman olarak görülen döviz ise TCMB’nin yerinde müdahaleleriyle yatay seyrediyor. Önce haftalık repo ihalesinin iptaliyle örtülü faiz artışı, ardından döviz satışlarıyla kur artışlarının önüne geçildi. Döviz kurları devam eden ekonomik programın en kritik noktası. Zaten savaşa bağlı olarak enerji maliyetlerindeki yükseliş tehditi varken bir de kurlar artarsa enflasyon ile mücadele daha da zorlaşacaktır.
FAİZ ÖNE ÇIKIYOR
Bu aşamada TCMB faiz indirimine ara verdiğine göre sabit ve garantili getiri olarak ilk etapta faiz olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki günlerde ileriye yönelik projeksiyonlar netlik kazandığı taktirde diğer yatırım araçlarına aktarım söz konusu olabilir. Hisse senetlerinde ise orta ve uzun dönem için geri çekilmelerde “biriktir” amaçlı alımlar yapmak yerinde olacak. Fiyatlardaki düşüşler alım yönünde değerlendirilebilir. Risk almadan yüksek kazanç zor. Her şey yoluna girsin, ortam düzelsin o zaman hisse alırım algısı biraz yanıltıcı. Her şey iyileştiğinde bu hisseleri bu fiyatta bulmak zorlaşır. Bununla birlikte Borsa İstanbul’da henüz dip ve kuvvetli desteklerin oluştuğunu söylemek zor. Savaş belirsizliği hala sürüyor. Bu açıdan düşüşlerde kademeli alım daha doğru bir yöntem gibi duruyor.
HAFTALAR SONRA YABANCILARDAN SATIŞ GELDİ
Yabancı işlemleri yakın takipte. İran savaşının başlamasıyla Türkiye piyasalarında yabancıların tavrı merak ediliyordu. Hisse senetlerinde aralıksız iki ayı aşan bir süredir yabancılar her hafta alım yapıyorlardı. TCMB verilerine göre 6 Mart ile biten haftada; Yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 755 milyon dolar, tahvil ve bonoda ise 1.725 milyon dolarlık satış yaptılar. Sürpriz değil. Beklenen bir sonuç. Küresel piyasaları sarsan savaş ortamında yabancıların Türkiye piyasasında satış yapmaları olağan bir tavır. Devamının gelip gelmeyeceği yine savaşın seyrine bağlı olacak. Diğer yandan aynı hafta TCMB rezervlerinde düşüş gözlendi. Brüt rezervler 210.3 milyar dolardan 197.5 milyar dolara gerilerken swap hariç net rezervler 65 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta 78.8 milyar dolardı. TCMB döviz kurlarında yükselişi önlemek adına satış yapılmış. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında ise 2.7 milyar dolarlık gerileme söz konusu. 239.7 milyar dolardan 237 milyar dolara geriledi. Savaş nedeniyle dövize yönelim olmamış görülüyor.
BORSADA TEPKİ ÇIKIŞI ZAYIF KALDI
Borsada tepki çıkışı güç kazanamadı ve yerini satışlara bıraktı. İlk destekler 12.800-12.850 seviyelerinde görülürken sonraki destek noktaları 12.400-12.300 seviyelerinde bulunuyor. İlk dirençler ise 13.550 ve 14.000 seviyelerinde. Satış baskısının korunduğu endekste destek seviyelerinde alımlarının geldiği ancak direnç seviyelerinin geçilmekte zorlanıldığı görünüm sürebilir.
TCMB’DEN SÜRPRİZ YOK
Geçen haftaki toplantıda TCMB beklentilere paralel olarak faiz oranlarını beklendiği üzere değiştirmedi. Bu açıdan piyasalar üzerindeki etkisi oldukça sınırlı kaldı. Politika faizi yüzde 37, gecelik borç verme faizini yüzde 40’da sabit bıraktı. Zaten savaşın başladığının ertesi günü haftalık repo ihalelerini iptal ederek tavrını göstermişti. Toplantı metninde; devam eden İran savaşı ve artan enerji maliyetlerine gönderme yapılırken bu durumun dezenflasyon sürecini güçlendirme olasılığına vurgular var. Ayrıca; “Politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirlenecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” ifadeleriyle nisan ayındaki ve sonraki toplantılar için faizle ilgili her kararın (sabit, artırım, indirim) olası olduğu iması seziliyor. Sonraki toplantılarda alınacak faiz kararlarında savaşın ve enerji maliyetlerinin seyrini önemli olacağı çok açık.
DIŞARIDA HAVA GERGİN
Dış piyasalar savaş ve petrol fiyatlarının etkisinde kalmaya devam ediyor. Şiddetli şekilde devam eden savaşın ne zaman hangi şartlarda biteceğine dair yol haritası henüz yok. Petrol fiyatlarındaki yükselişe karşılık G7 ülkeleri ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) stoklarındaki petrollerin kullanıma açılması kararı petrol fiyatlarında ciddi bir geri çekilmeye neden olmadı. Brent petrol tekrar 100 doları test etti. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması tedarik kanalları açısından oldukça önemli. IEA üyesi ülkelerin 400 milyon varillik petrol stokunu arz etme kararının petrol fiyatlarındaki etkisi zayıf kaldı. Günlük dünya tüketiminin 100 milyon varil olduğu, bu bakımdan Hürmüz Boğazı’ndan geçen 20 milyon varil olmadıkça stokların arz edilmesinin bariz bir etkisinin olmayacağı konusunda görüşler mevcut. İran Hürmüz Boğazı’ndan geçişe izin vermiyor. Alternatif olarak Rusya petrolüne daha fazla ihtiyaç duyabilir söylemleri de pek etkili olmadı. Piyasalar petrol fiyatlarına göre dalgalandığı için karamsar hava henüz dağılmış değil. Savaşın ne kadar süreceği ve petrol ile doğalgaz fiyatlarının daha ne kadar yüksek kalacağı konusu belirsizliğini koruyor. Uzun sürecek bir savaş doğal olarak enerji maliyetlerini yukarıda tutacaktır. Bu durumun enflasyon beklentilerini yükseltmesi, buna karşılık küresel ekonomideki büyümenin zayıflayacağı öngörüleri “stagflasyon” söylemlerinin artmasına neden oldu.
DOLAR DEĞER KAZANIYOR
Son gelişmeler merkez bankaları faiz beklentilerini de etkiliyor. Fed için bu yıl bir faiz indirimi öngörülürken Avrupa için faiz artırımına kesin gözle bakılıyor. Hatta Avrupa için iki faiz artırımından söz edilmeye başlandı. Gerek Fed faiz indirim beklentilerinin bir ile sınırlandırılması gerekse nakde dönme isteğine bağlı olarak biraz da güvenli liman özelliğinin öne çıkması ile dolarda değer kazanımı söz konusu. Ek olarak ABD tahvil faizleri de yükselince bu durum altın ve gümüş fiyatlarına düşüş olarak yansıyor. Son gelişmelerin piyasa parametrelerine yansımalarına bakıldığında; Borsalarda satışlar, ABD tahvil faizlerinde yükseliş, dolarda değerlenme, Euro’da zayıflama, altın ve gümüş fiyatlarında ise gevşeme seyrediyor. Önümüzdeki hafta; 18 Mart’ta ABD, 19 Mart’ta ise Avrupa ve İngiltere Merkez bankaları toplantıları var. Faiz değişimi beklenmiyor.




