Araştırma: Yapay zeka teşhis koymada doktorları geride bıraktı

Tıp dünyasında büyük yankı uyandıran ve Science dergisinde yayımlanan çalışmada, yapay zeka modelleri ile yüzlerce doktorun performansı karşılaştırıldı. Boston’daki bir hastaneye başvuran 76 hasta üzerinde yapılan deneyde, yapay zekaya ve doktorlara hastaların yaşamsal bulguları ile hemşire notlarından oluşan standart elektronik sağlık kayıtları verildi.
Sonuçlara göre yapay zeka, vakaların yüzde 67’sinde doğru teşhise çok yakın sonuçlar verirken, doktorların başarı oranı yüzde 50 ile 55 arasında kaldı. Özellikle kısıtlı bilgiyle hızlı karar verilmesi gereken acil servis triyaj durumlarında yapay zekanın muhakeme yeteneğinin insan uzmanları gölgede bıraktığı görüldü.
Yapay zeka, klinik akıl yürütebiliyor
Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu ise uzun vadeli tedavi planlamasında ortaya çıktı. Antibiyotik rejimleri hazırlama ve kritik tedavi süreçlerini planlama konularında beş farklı vaka üzerinde test edilen yapay zeka, yüzde 89 başarı puanı toplarken; arama motoru gibi geleneksel kaynakları kullanan doktorlar yüzde 34 puanda kaldı.
Bağımsız uzmanlar, bu sonuçların yapay zekanın sadece sınav sorularını çözen bir yazılım olmaktan çıkıp, klinik akıl yürütme konusunda devasa bir adım attığının kanıtı olduğunu vurguluyor. Yapay zekanın, özellikle doktorların gözden kaçırabileceği nadir hastalık geçmişlerini fark ederek hayat kurtarıcı müdahalelerde bulunduğu vakalar araştırmanın en dikkat çekici kısımlarını oluşturuyor.
Doktorların mesleğini elinden alacak mı?
Ancak uzmanlar, bu sonuçların doktorların mesleğini elinden alacağı anlamına gelmediğini belirtiyor. Mevcut yapay zeka modelleri henüz hastanın fiziksel görünümünü, stres seviyesini veya görsel belirtilerini doğrudan analiz edemiyor ve yalnızca metin tabanlı veriler üzerinden bir “ikinci görüş” sunabiliyor.
Araştırmanın yazarları, önümüzdeki on yıl içinde tıbbın; doktor, hasta ve yapay zeka sisteminden oluşan üçlü bir bakım modeline dönüşeceğini öngörüyor. Yapay zekanın hataları karşısında kimin sorumlu tutulacağı gibi yasal çerçeve eksiklikleri devam etse de, teknolojinin tıp pratiğini yeniden şekillendirecek kadar derin bir değişim başlattığı kabul ediliyor.




