Based on this information, write a new short title in Turkish: Hasan Basri Yalçın CNN TÜRK’te: Türkiyenin hamleleri İsrail-Yunanistan-GKRY hattını rahatsız etti –

According to this information, write a new article in Turkish:
Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“3 DAKİKADA BİR KONUT İNŞA EDİLDİ”
Deprem bölgesinde bu süre zarfında her 3 dakikada bir, bir bina inşa edildi. Günbegün de artış gösteriyor. Muazzam bir çaba, dünyanın belki de en büyük şantiyesi. Depremin vurduğu 11 şehir muazzam bir çaba ile ayağa kaldırıldı. Yarın 455 bininci konut teslim edilecek. Hatay’ın hali içler acısıydı. Bir gece yarısı Antakya’ya girdiğimde gerçekten bir kıyamet manzarası ile karşılaşmıştım. Antakya bu coğrafyanın çok özel bir şehridir. Bütün yapılar tarihi yapısına uygun olarak inşa edildi. 150 milyar dolar harcandı. Bundan sonra böyle acıları yaşatmayacak bir inşa faaliyeti gerçekleştirildi. Yeniden deprem bölgelerini canlandırmak için, insanların acılarını unutturmak için çok çaba harcanıyor. Allah bu memlekete bir daha böyle bir yaşatmasın.
O İTTİFAK MI TÜRKİYE’YE SAVAŞ AÇACAK?
Savaş açmak ifadesi şu an itibariyle fazla karamsarca bir ifade olur. Umarız ki bu kadar raydan çıkmış bir anlayışla konuya yaklaşmıyorlardır. En karamsar senaryo neyse bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizim de aklımızın bir kenarında durması gerekiyor. Savaş açmak ifadesi şu an itibariyle fazla karamsarca bir ifade olur. Umarız ki bu kadar raydan çıkmış bir anlayışla konuya yaklaşmıyorlardır. En karamsar senaryo neyse bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizim de aklımızın bir kenarında durması gerekiyor. Aktörleri tek tek ele aldığınızda aslında Türkiye’ye çok dosthane bir tavır içerisinde olmadıklarını hepimiz görebiliyoruz.
Maalesef Yunanistan’la bu zamana kadar Türkiye’nin kurmaya çalıştığı her türlü dostane ilişkiye rağmen bu biraz Yunanistan iç siyasetinin veya Yunanistan’ın kendi kompleksleri nedeniyle olsa gerek. Yunanistan maalesef her türlü ortamda Türkiye’yi karşısına alabilecek her türlü oluşumun içerisinde bulunmaya maalesef her zaman çok yatkın oldu. Zaten Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin de bu anlamda Türkiye’ye pek de dostane bir tavır içerisinde olmadığını biliyoruz. Ve son gelişmelere baktığınızda da aslına bakarsanız bu coğrafyada uzun yıllar boyunca istikrarsızlık kaynağı olmuş, son 2 yılın içerisinde de her türlü savaş suçunu işleyerek soykırım suçunu da işleyerek, İsrail maalesef bölgedeki bütün aktörlerle sorun yaşamaya devam ediyor. Yani bir ara hatırlıyorum, tek bir haftanın içerisinde Ortadoğu coğrafyasında 4-5 ülkeye aynı anda hava saldırısı, füze saldırısı gibi saldırılar gerçekleştirmiş bir İsrail’den bahsediyoruz. İsrail’in hikayesini çok uzun uzun anlatmayacağım ama İsrail hani o yaptıkları açıklamalarda da işte bir Türk İmparatorluğu kurulmasının önüne geçmek gibi böyle aslına bakarsanız 100 yıl, 200 yıl öncesinin tuhaf dilini kullanan ve Türkiye’yi sanki bu coğrafyanın saldırgan aktörüymüş gibi tarif etmeye çalışan bir yaklaşım var. Ama dönüp baktığınızda şöyle bir bakalım son 5 sene Ortadoğu coğrafyasında ne oldu, ne bitti? Veyahut da gelin 70 yıl bir geriye gidelim, 77 yıl bir geriye gidelim. Bakalım bu coğrafyada saldırgan aktör kimdir? Sürekli bir yerleri işgal eden, oraları kendi toprağı haline dönüştürmeye çalışan, o coğrafyadaki insanlara zulmeden aktör kimdir, nedir, değildir diye bir baktığınızda aslında Ortadoğu coğrafyasında bu anlamda en saldırgan aktörlerin başında İsrail gelir.
Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıkıp her seferinde bir ve birkaç haritayı arka arkaya gösterdiğinde hop oturup hop kalkıyor ya İsrailli yetkililer ve onları aslında Batı’da temsil eden bazı aktörler, o haritaları bile gözünüzün önüne koyduğunuzda çok net bir resim çıkar karşınıza. 1948’den bu yana İsrail maalesef bölgedeki istikrarsızlıklardan veya bölgedeki genel konjonktürden de faydalanarak topraklarını sürekli genişletmiş ve bu genişletmeler esnasında da çok yoğun İnsan hakları ihlallerine imza atmış bir aktördür. Yani Ortadoğu’da yaşayıp da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına gerek yok. Bir Mısırlı olsanız, bir İranlı olsanız, bir Iraklı olsanız, bir Suudi Arabistanlı olsanız veya işte ne bileyim Suriyeli bir vatandaş olsanız bilirsiniz ki bu coğrafyanın aslında en temel saldırgan aktörü İsrail’dir. 48’den 56’ya, 56’dan 67’ye, 67’den 73’e, 80’li yıllara, her birine baktığınızda İsrail her seferinde ne yapar? Vaat edilmiş topraklar gibi tuhaf bir emperyal dürtüyle yani normal insanların çok da anlayamayacağı, kavrayamayacağı bir saplantıyla bütün bir Ortadoğu coğrafyasını, Türkiye’yi de içine alan bir Coğrafyasını ele geçirmek gibi bir hayali olan bir İsrail var. Ve bu çerçevede bu zamana kadar insanlığın gözünün içine bakarak her şeyi yapmış bir İsrail var. Bugün hala Suriye’de kurulmuş istikrarı bozmak için orada Dürzileri veya başka grupları sürekli bozgunculuğa ikna etmeye çalışan bir İsrail var. 67 sınırlarının arkasına geç, işgal ettiğin coğrafyaları terk et diye bütün dünya 67 yılından beri bunu söylüyor olmasına rağmen bunu yapmayan bir İsrail var.
İsrail veya da İsrail’in peşine takılanlar bugün işte Türkiye’yi bir imparatorluk hayalinde koşan, bir aktörmüş gibi tarif ediyor olmalarının arkasında aslında bu kendi saldırganlıklarını gizlemeye yönelik bir tavır var. Bakın bu son yapılan anlaşmada veya adına ne derseniz deyin bir Türkiye’ye karşı bir ittifak mı, Türkiye’ye karşı bir işbirliği mi adına ne derseniz deyin. Yine aslında son derece yanlış bir zeminden ve bu zamana kadar denenmemiş de değil, denenmiş çeşitli yöntemlerden bir tanesi.
Bakın mesela bundan birkaç yıl öncesinde biz Türkiye’de Sevilla haritasını denen bir saçmalığı konuşuyorduk. Bizim önümüze dayattılar, neydi mantığı? Doğu Akdeniz’e en fazla sınırı olan ülke olan Türkiye’yi dışarıda bırakarak kendi aralarında bir anlaşma imzalayıp Doğu Akdeniz’in enerji kaynaklarını kendi aralarında bölüşeceklerini falan hayal ettiler. Münhasır ekonomik bölgeler ilan ediyorlar. Kendi aralarında anlaşmalar vesaireler yapıyorlar. Ne oldu günün sonunda? Hiç de öyle hayal ettikleri gibi bir resim çıkmadı. Bugün Sevilla haritası denilen şeyi hatırlayan var mı? Yani komik bir şekilde bir yerde duruyor. Veya o münhasır ekonomik bölgeden enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınması, sonra bizzat Amerikalılar çıktılar ve demek zorunda kaldılar ki böylesine saçma bir proje olamaz. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu bir Doğu Akdeniz münhasır ekonomik Bölge anlaşması yapılamaz. Özellikle Türkiye’nin Libya’yla kurduğu ilişki ve son dönemde de Mısır’la da kurduğu ilişki bu anlamda İsrail’i, Güney Kıbrıs Rum yönetimini ve Yunanistan’ı ciddi anlamda rahatsız ediyor.
AMAÇLARI AKDENİZ’İ KANA BULAMAK MI?
Mesele sadece Doğu Akdeniz meselesi midir? Sadece Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları meselesi midir? Bence değil, bunun devamı da var. Peki nedir? İsrail’in özellikle son yıllarda Türkiye’nin katettiği mesafeden duyduğu rahatsızlık. Bunun temelinde İsrail var. Yunanistan’ı o yüzden veya Güney Kıbrıs’ı o yüzden ilk önce söyledim. Güney Kıbrıs’la Yunanistan zaten herkesin peşine düşmeye çok hazırlıklı oldukları için maalesef ve maalesef ki burada İsrail’in Doğu Akdeniz’den başlayarak Suriye’nin içlerine kadar Türkiye’ye yönelik her türlü adımı atmaya çalışacağı bir döneme girdiğimizi düşünüyorum ben. İsrail dönüp bu coğrafyaya baktığında en fazla rahatsızlık duyacağı aktörlerin başında tabii ki Türkiye geliyor. Belki bundan 30 yıl önce, belki bundan 40 yıl önce İsrail için durum böyle değildi. Hem Türkiye’nin iç siyasi dengeleri açısından, hem Türkiye’nin NATO’yla olan ilişkileri açısından, hem Türkiye’nin dış politik Gelenekleri açısından hem de Türkiye’nin kapasitesi açısından İsrail Türkiye’yi o tarihlerde çok büyük bir tehdit olarak görmüyordu. Ama bunca zaman geçti üzerinden ve Türkiye artık eski Türkiye değil.

.jpg?format=webp&width=1200&height=630&w=390&resize=390,220&ssl=1)

.jpg?format=webp&width=1200&height=630&w=390&resize=390,220&ssl=1)
